Sosyal medya ünlüleri, bağırsak sağlığını iyileştirdiği söylenen ancak doğruluğu kanıtlanmamış takviyeleri tanıtıyor.
Süt ve kombuça (bir tür fermente içecek) firmaları da bağırsakları "iyi bakterilerle" beslemeyi vadediyor.
Kimileri bağırsak takıntısını geçici bir moda olarak değerlendirse de birçok doktor bağırsak mikrobiyomunun ruh sağlığından bazı kanser türlerine yakalanma ihtimaline dek geniş bir yelpazeyi etkileyebileceğine inanıyor.
Ancak özellikle ilgimi çeken başka bir ihtimal daha var. Bağırsaklarımızın yaşlanma sürecimizi nasıl etkilediği.
Bu yüzden birkaç ay önce, penisilinin keşfiyle ünlü Londra'daki St Mary's Hastanesi'nde, kendimi bağırsak sağlığımla ilgili sinir bozucu bir bilgi edinmeye hazırlanırken buldum.
Doktor James Kinross ile görüşmek için oradaydım.
Imperial College London'da cerrahi profesörü ve aynı zamanda kolorektal cerrah olarak çalışıyor.
Fakat işinin belki de en renkli yanı, insanların dışkılarını analiz etmesi.
Birkaç hafta önce dışkı örneğimi laboratuvara göndermiştim.
Bu tür testler, mide mikrobiyomu hakkında bilgi sağlayabiliyor. Bu mikrobiyom, midemizin içinde yaşayan trilyonlarca mikroorganizmadan (çoğunlukla bakteri, ancak virüsler ve mantarlar da dahil) oluşuyor.
Dr. Kinross, "Ben bir mikrobiyom savunucusuyum" diyerek, mikrobiyomun sağlığımızın "her alanına derinden işlendiğini" inanıyor.
Hugh Pym "Artık 60'lı yaşlarımdayım ve yakın zamanda büyükbaba oldum, bu yüzden önümüzdeki on yıllarda nasıl bir durumda olacağım konusunda bağırsaklarımın ne söylediğini öğrenmenin tam zamanı gibi görünüyor" diyor.
Ona göre bağırsaklar yaşlanma sürecinde çok önemli bir rol oynayabiliyor ve bu da yaşam süremizi ve ileri yaşlarda fiziksel olarak ne kadar güçlü kalacağımızı etkileyebiliyor.
Bazı uzmanlar, bağırsak mikrobiyomunun yaşlanma sürecindeki öneminin abartıldığını düşünüyor ve görüştüğüm herkes daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Artık 60'lı yaşlarımdayım ve yakın geçmişte de dede oldum. Bu yüzden önümüzdeki yıllarda nasıl bir hayat süreceğim konusunda bağırsaklarımın ne söylediğini öğrenmenin tam zamanı gibi görünüyor.
Kafamdaki daha büyük bir soru da şu: Bağırsak sağlığı gerçekten yaşlanmayı etkiliyorsa, bunu iyileştirmek için ne yapabiliriz?
Maria Branyas Morera dünyanın en yaşlı insanıydı.
2024 yılında İspanya'nın kuzeyinde 117 yaşında hayatını kaybeden kadının dışkı, kan, tükürük ve idrar örneklerini alan bilim insanları, bu örnekleri İber Yarımadası'ndaki 75 diğer kadının örnekleriyle karşılaştırdı.
Morera'nın genel olarak sağlıklı bir yaşam sürdürdüğünü söylediler. Kırsalda yaşıyordu, günde bir saat yürüyordu ve Akdeniz diyetiyle besleniyordu.
Ama onu diğerlerinden ayıran asıl şey, her gün üç porsiyon yoğurt yemesiydi.
Barcelona Üniversitesi'nden genetik uzmanı ve çalışmaya katılan ekipten Dr. Manel Esteller, Morera'nın yoğurt alışkanlığının, enflamasyonu azaltabilen faydalı bakterilerin yüksek seviyede bulunmasını sağlamış olabileceğini düşünüyor.
Esteller, "Hücreleri yaşından daha genç görünüyordu" diyor.
Uzun ömür dünyasının süper kahramanları olan 100 yaşını aşmış kişiler üzerine başka çalışmalar da yapıldı.
Japonya'da 116. doğum gününde görülen Tomiko Itooka gibi 100 yaşını aşmış olanlar, bilim insanları tarafından sıklıkla inceleniyor
Bilim insanları, 100 yaşını aşan talihlilerin bağırsaklarına defalarca baktılar ve etkileyici bir bakteri çeşitliliği keşfettiler.
2022'de Nature dergisinde yayınlanan bir başka çalışmada, Çin'in güneydoğusundaki Jiaoling bölgesindeki araştırmacılar 100 yaşını aşmış 18 kişiden dışkı örnekleri aldılar.
Bu kişilerde genç yetişkinlere kıyasla daha yüksek oranda bakteri çeşitliliği buldular.
Bu durum, King's College London'da geriatri (ileri yaş sağlığı) alanında klinik öğretim görevlisi Dr. Mary Ni Lochlainn'e mantıklı geliyor.
Bağırsak mikrobiyomumuzu bir bahçe gibi düşünmenin faydalı olduğunu söylüyor. Yani mümkün mertebe çeşitli olmasını istiyoruz.
Lochlainn mideyi bir bahçe gibi düşünürsek "İstediğiniz şey bolca çiçek, renk ve tohum" diyor.
Sorun şu ki yaşlandıkça mikrobiyomumuzun çeşitliliği önemli ölçüde azalıyor.
Bazı faydalı bakteriler bağırsaklarımızdan kayboluyor.
Ancak bu eğilimin dışında kalan ve 80'li, 90'lı yaşlarına kadar faydalı bakterilerini koruyanların uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdükleri görülüyor.