15543,93%0,63
43,27% -0,01
50,33% 0,28
6488,23% 1,78
10510,04% 0,90
Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, vicdanın bilimin ve hukukun aynı noktada buluştuğu bir karar beklentisiyle, adalet taleplerini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceklerini söyledi.
Karakaya, Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın dördüncü duruşması öncesinde açıklama yaptı.
Ruşen Karakaya, gelinen aşamada adalet arayışlarının savcılık makamının kamu görevlileri yönünden sunduğu mütalaa nedeniyle bugün yeni ve kritik bir eşikten geçtiğini belirterek, söz konusu mütalaanın, dosyada mevcut bilimsel raporlar, teknik tespitler ve açık mevzuat ihlalleriyle bağdaşmadığını vurguladı.
Bugün 10.00’da başlanması planlanan duruşma olumsuz hava koşuları nedeniyle Türkiye saatiyle 12.30’a ertelenmişti. Duruşmadan karar bekleniyor.
Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmayı, ailelerin yanı sıra, Başbakan Ünal Üstel, Ana Muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Cumhuriyet Meclisi Doğal Afet ve Depremle İlgili Mevzuatın Düzenlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel Komite üyeleri, milletvekilleri, Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, avukatlar ve gazeteciler izliyor.
Duruşma öncesi ellerinde depremde kaybettikleri yakınlarının fotoğrafları ve pankartlarla gelen Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği ile Rehberler İçin Adalet Platformu üyeleri depremde kaybettikleri canlarının fotoğraflarını girişe sıraladı.
-Karakaya
Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, duruşma öncesi basına açıklama yaptı.
Karakaya, “Evlatlarımızın odalarının boş kaldığı, çocuklarımızın yokluğunda yaşamaya mahkûm edildiğimiz o günden beri dinmeyen acımızla bugün bir kez daha buradayız.” dedi.
Gelinen aşamada adalet arayışlarının savcılık makamının kamu görevlileri yönünden sunduğu mütalaa nedeniyle bugün yeni ve kritik bir eşikten geçtiğine işaret eden Karakaya, söz konusu mütalaanın, dosyada mevcut bilimsel raporlar, teknik tespitler ve açık mevzuat ihlalleriyle bağdaşmadığını vurguladı.
Kamu görevlilerinin eylem ve ihmallerinin “bilinçli taksir” kapsamında değerlendirilmesinin yaşananların hukuki ve fiili gerçekliğini karşılamaktan uzak olduğuna dikkati çeken Karakaya, şöyle konuştu:
“Bu dosyada tartışılan mesele, sıradan bir kontrol eksikliği, denetim ihmali ya da basit bir idari hata değildir. Ortada; açıkça tespit edilmiş aykırılıkların farkında olunmasına rağmen görmezden gelinmesi, hukuka aykırı yapılaşmaya izin verilmesi ve insan hayatını doğrudan tehdit eden bir yapının kullanımının sürdürülmesine göz yumulması vardır.”
Bilimsel raporların net olduğunu vurgulayan Karakaya, Grand İsias Otel’in yıkılması, iskân verilmemesi gereken ve bariz biçimde can güvenliği riski taşıyan bir yapı olduğuna dikkat çekti.
Bu gerçekler bilinmesine rağmen gerekli işlemlerin yapılmadığı, kamu yetkisinin halkın yaşam hakkını korumak yerine etkisiz ve göstermelik yaptırımlarla sınırlandırılmadığını ifade eden Karakaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Deprem gerçeği inkâr edilemez. Ancak bir binanın saniyeler içinde çökerken içindekilere hiçbir yaşam şansı tanımaması, doğanın değil; insan eliyle alınan ya da alınmayan kararların sonucudur. Yaşananlar kaçınılmaz değil, öngörülebilir ve önlenebilir niteliktedir. Bu nedenle kamu görevlilerinin sorumluluğu yalnızca ‘denetim yapılmaması’ ile açıklanamaz. Asıl sorumluluk; açık tehlikeyi bilerek görmezden gelmek, mevzuata aykırı yapıyı bilerek sistem içinde tutmak ve doğacak sonucu öngörmesine rağmen bu sonucun gerçekleşmesini kabullenmektir.”
Ceza hukuku açısından bu durumun “sonucu istememek” ile açıklanamayacağını söyleyen Karakaya,
“Burada söz konusu olan, sonucu öngörüp kabul etmektir. Bu nedenle dosyanın hukuki vasfı bilinçli taksir değil, olası kasttır.” dedi.
Öte yandan, bu sürecin ayrılmaz parçası olan ve hâlâ yargı önüne çıkarılmamış encümen kararlarının da bu dosyanın dışında tutulamayacağını söyleyen Karakaya, sorumluluğu olan herkes yargı önüne çıkmadan, adaletin eksiksiz
şekilde tecelli ettiğinden söz edilemeyeceğini kaydetti.
Karakaya, "Aileler olarak encümen için suç duyurusunda bulunduk. Savcılık bunun için İçişleri Bakanlığı'ndan soruşturma talep etti. Encümen ve dönemin belediye başkanı için soruşturma izni isteniyor" dedi.
-Adalet, gerçeği doğru tanımlamakla mümkündür
Karakaya sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şampiyon Meleklerimizin ve rehberlerimizin aileleri olarak açıkça ifade ediyoruz; bu dava yalnızca kaybettiklerimizin ardından verilen bir mücadele değildir. Bu dava, yapı güvenliğinin gerçekten ciddiye alınması, kamu gücünün taşıdığı sorumluluğun hatırlatılması ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için yürütülmektedir.
Adalet, gerçeği doğru tanımlamakla mümkündür.”
Suçun hukuki adı gerçeğe uygun konulmadığı sürece, verilen kararların toplum vicdanında karşılık bulamayacağını vurgulayan Karakaya, şöyle konuştu:
“Şampiyon Meleklerimize ve rehberlerimize verilmiş bir sözümüz vardır. Bu söz; hukuki nitelendirme gerçeğe uygun yapılana, olası kast kabul edilene ve tüm sorumlular hak ettikleri cezayı alana kadar sürecek bir mücadele sözüdür. Vicdanın, bilimin ve hukukun aynı noktada buluştuğu bir karar beklentisiyle, adalet talebimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Şampiyon Meleklerimiz ve rehberlerimiz adına; adalet için buradayız,
son nefesimize kadar da burada olacağız.”